Mahmut Arıkan: İran Sünni Değil de ABD mi Sünni?

Mahmut Arıkan, Saat Partisi’nin iktidarda olması durumunda Gazze ile ilgili politikaların nasıl şekilleneceğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Arıkan’ın konuşmalarından dikkat çeken noktalar şunlar: Geçmişte yaşanan Rahip Brunson olayı hatırlanmalıdır. O dönemde söylenen cümlelerden biri, “Bu can bu tende olduğu müddetçe kimse bunu serbest bırakamaz” ifadesiydi. Şu anda o can o tende duruyor ama Rahip Brunson, Amerika’da görevini sürdürüyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır ile ilgili olarak, geçmişte bazı seçimler kazanmak için sürekli Rabia işaretiyle poz vermiştik. Ardından sağ elimizle bu işareti yapıp, Sisi’nin elini sıktık ve “Hayırlı olsun” diyerek tebrik ettik. Ben burada “Niçin el sıktı?” demiyorum, ancak bu kadar ani ve sert dönüşlerin olmaması gerektiği kanaatindeyim. Faiz konusu da benzer bir durum. “Faiz haramdır” dedik, fakat sonrasında Mehmet Şimşek’i Londra’dan getirip, faiz oranlarının yükseldiğine şahit olduk. Ülkemizdeki sistemi değiştirme ve bozuk olanı düzeltme vaatlerimiz arasında, inancımızı da özgürleştirmemiz gerektiği yer alıyor. İnanç istismarını sona erdirmemiz ve din üzerinden cennet satan sahtekarların önünü kesmemiz elzem. Bu, ülkenin karşılaştığı en büyük sıkıntılardan biri. En basit örnekle, Amerika, İran ve İsrail arasındaki çatışma yaşanırken, içimizde din istismal eden bazı kişiler Amerika ya da İsrail tarafında durabiliyor. Neymiş, İran mezhepçilik yapıyormuş. Peki, İran Sünni değil de Amerika Sünni mi? İsrail Sünni mi? Bu, son derece dar bir inanç istismarına işaret ediyor.

Arıkan, eğer Saadet Partisi iktidar olsaydı Gazze konusunda neler yapabileceğini de dile getirdi. Gazze’ye ilişkin ilk adım, İsrail karşıtı ülkeleri bir araya getirerek İsrail’i tanımama çağrısı yapmaktı. Küba, 1970’lerde bu şekilde hareket etmiş ve İsrail’i tanımamıştı. Bugün, Sanchez ve Meloni gibi liderlerin bu konuda bizimle hareket etmeye hazır olduğunu düşünüyorum. İkinci aşama ise ticaretle ilgili olacaktı. “Ticareti bitirin!” çağrısı yapmamız -ki bu ifade bir arkadaşımız meclis kürsüsünde dile getirdiği sırada hayata veda etti- boşa değildi, gerçekten ticareti sona erdirebilirdik. Ayrıca, İsrail çevresindeki ülkeleri birleştirerek hareket edebilirdik.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir