17 Mayıs 2026 tarihinde Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB) tarafından yayınlanan rapora göre, Solar Impulse 2 isimli hava aracı, Mississippi’deki Stennis Uluslararası Havalimanı’ndan (KHSA) kalkış yaptı. Uçuşun ilerleyen aşamalarında yaşanan teknik bir arıza nedeniyle güç kaybı yaşayan bu özel uçak, su yüzeyine çakıldı. Olay sırasında herhangi bir pilotun uçağın içinde bulunmadığı ve kazanın sonucunda kimsenin yaralanmadığı ifade edildi.
Geniş kanat yapısıyla dikkat çeken Solar Impulse 2, 72 metrelik kanat açıklığına sahip. Bu ölçü, bir Boeing 747 yolcu uçağından daha geniş olmasını sağlıyor. Ancak, karbon fiberden üretilen gövdesi sayesinde yalnızca 2.300 kilogram ağırlığa sahip olan bu uçak, standart bir SUV araç ile benzer bir kütlede bulunuyor. Uçak, üzerindeki yaklaşık 17.000 güneş hücresi ile enerji toplayarak saatte ortalama 75 kilometre hızla havada kalabiliyor. Bertrand Piccard öncülüğünde sürdürülebilir enerji konusuna vurgu yaparak geliştirilen Solar Impulse 2, 2015-2016 yıllarında gerçekleştirdiği 40.000 kilometrelik dünya turu ile büyük bir başarı elde etmişti.
2019 yılında Skydweller Aero şirketine devredilen bu ikonik uçak, askeri ve ticari gözetleme faaliyetleri için sürekli uçuş yapabilen otonom insansız hava araçları geliştirmek amacıyla test merkezine dönüştürüldü. Projenin sivil amacından askeri ve güvenlik odaklı hedeflere kayması bazı eleştirilere neden olsa da, uçak için silahlandırılmayacağına dair sözleşme hükümleri bulunduğu belirtildi. Skydweller, elde ettiği verilere dayanarak uyuşturucu kaçakçılığı, deniz korsanlığı ve savaş bölgelerinin sürekli izlenmesi amacıyla insansız bir filo oluşturmayı planlıyor.
Kaza, ABD Donanması’nın düzenlediği Filo Tatbikatı (FLEX) 26’nın ardından gerçekleşti. Skydweller Aero, uçağın 8 gün 14 dakika boyunca havada kalarak rekor bir otonom deniz devriye uçuşu gerçekleştirdiğini duyurdu. Tatbikat görevini başarıyla tamamlayan uçak, üsse dönüş yolunda olumsuz hava koşullarıyla karşılaştı ve yüksek enerji gerektiren bir irtifa koruma mücadelesi verdi. Güneş panellerinin yetersiz kalması sonucunda enerji rezervleri tükenen uçak, yerleşik otonom sistemi tarafından kontrollü bir şekilde suya indirildi; ancak gövdesi kurtarılamadı.